Türk televizyonlarının tanınan oyuncularından Erkan Petekkaya, katıldığı programda yıllardır parmağından çıkarmadığı yüzüğünün hikâyesini anlattı. Rol aldığı bazı yapımlarda yüzüğünü çıkarmamak için sözleşmesine özel madde eklettiğini söyleyen Petekkaya, bu aksesuarın kendisi için taşıdığı manevi değere değindi. Oğlu doğduğunda ona özel bir yüzük yaptırdığını belirten oyuncu, kendi parmağındaki yüzüğü ise gelecekte torununa bırakmayı planladığını açıkladı.
YÜZÜĞÜNÜ ÇIKARMAMAK İÇİN SÖZLEŞMESİNE MADDE EKLETMİŞ
TV100 ekranlarında Mesut Yar ve Ozan Zeybek'in sunduğu “İki Arada” programına konuk olan Erkan Petekkaya, oyunculuk kariyerinde yüzüğüne ilişkin uyguladığı özel bir kuralı paylaştı.
Petekkaya, "Oynadığım her şeyde parmağımda yüzük durur. Bazı sözleşmelerimde ‘Bunu çıkarmam’ diye madde vardır. Dönem dizisiyse mecburen çıkarırım" dedi.
Oyuncu, böylece bazı projelerde yüzüğünü takmaya devam edebilmek için sözleşme aşamasında özel bir düzenleme yaptırdığını anlattı.
OĞLUNA DOĞDUĞU GÜN YÜZÜK YAPTIRMIŞ
Erkan Petekkaya, programda ailesine ilişkin bir anısını da paylaştı.
Oğlu dünyaya geldiğinde ileride kendisine hediye etmek amacıyla özel bir yüzük yaptırdığını belirten oyuncu, bu hediyeyi oğlunun 18 yaşına girmesinin ardından verdiğini söyledi.
Petekkaya, oğlunun yüzüğü kendi tarzına uygun bulmadığı için takmadığını ancak manevi değerinden dolayı özenle sakladığını ifade etti.
PARMAĞINDAKİ YÜZÜĞÜ TORUNUNA BIRAKACAK
Ünlü oyuncu, oğluna hediye ettiği yüzüğün ardından kendisi için yeni bir yüzük aldığını ve onu da gelecek nesillere aktarmak istediğini açıkladı.
Petekkaya, yüzüklerin hikâyesini şu sözlerle anlattı:
"Oğlum ilk doğduğu gün bir yüzük yaptırdım; ‘18 yaşına geldiğinde ona vereceğim, bizden ona yadigar kalsın’ dedim. Doğduğu gün aldığım o yüzüğü, 18 yaşına geldiğinde ona verdim. Şimdi tarzı olmadığı için takmıyor ama en değerli yerine koymuş duruyor. Onu ona verdiğim gün de bu parmağımdakini aldım; bu da torunuma inşallah"
Erkan Petekkaya'nın açıklamaları, yüzüğünün yalnızca bir aksesuar olmadığını, ailesine bırakmak istediği manevi bir hatıra olarak gördüğünü ortaya koydu.